DEPREMZEDE VATANDAŞLARIMIZ İÇİN HUKUKİ BİLGİLENDİRME VE YOL HARİTASI NOTU

6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü Gaziantep-Kahramanmaraş olan ve 10 ilimizi etkisi altına alan deprem felaketi sebebiyle meydana gelen can kayıpları ve yaralanmalardan dolayı büyük üzüntü içindeyiz.

Depremden dolayı hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyoruz.

Deprem bölgesinde olup maddi ve manevi olarak zarara uğrayan vatandaşlarımızın haklarının zayi olmaması adına işbu hukuki bilgilendirme ve yol haritası hazırlanmıştır.

DEPREMDE ZARAR GÖREN TAŞINMAZLARIN (KONUT, İŞ YERİ VB.) ZARARLARININ KARŞILANMASINA İLİŞKİN HUSUSLAR

Genel Olarak

Türk hukukunda kural olarak sorumluluk kusura dayanmaktadır. Buna karşın gerek Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”) gerekse özel kanunlarda, bazı hallerin varlığı halinde, kusursuz sorumluluk ilkesini benimsemiştir. Bu durumlara örnek olarak şu haller gösterilebilir.

  • TBK m.65’te düzenlenen “Hakkaniyet Sorumluluğu”
  • TBK m.71’de düzenlenen “Tehlike Sorumluluğu”
  • TBK m.67’de düzenlenen “Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu”
  • TBK m.69’da düzenlenen “Yapı Malikinin Sorumluluğu”
  • TBK m.66’da düzenlenen “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu”
  • Karayolları Trafik Kanunu m.85’te düzenlenen “Motorlu Araç İşletenin Sorumluluğu”

Türk hukukunda kusursuz sorumluluk hali istisna olduğu için özellikle bir düzenleme bulunmayan hallerde genel hükümler çerçevesinde kusur sorumluluğu gündeme gelecektir.

Zarar Kimlerden Talep Edilebilir?

İnşaat müteahhidi, statik proje sorumlusu, şantiye şefi, inşaat mühendisi, mimar, yapı denetim şirketi yetkilileri ve fenni mesul gibi özel kişiler açısından TBK m.69’un gündeme geleceği düşünülebilse de bu düzenleme doğrudan bu kişiler açısından düzenlenmiş bir madde değildir. Nitekim madde metninde “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür” hükmü yer almaktadır. Burada kastedilen sorumluluk hali, binanın yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden kaynaklanan hususlardan ötürü çevresine vermiş olduğu zararlardan sorumluluk halidir. Ayrıca uygulamada çoğunlukla müteahhitler kat maliki olmamaktadır.

Tüm bu hususlar göz önüne alındığında özel hukuk kapsamında inşaat müteahhidi, statik proje sorumlusu, şantiye şefi, inşaat mühendisi, mimar, yapı denetim şirketi yetkilileri ve fenni mesulün sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğunu söylemek mümkündür. Bu kapsamda depremzedenin, uğradığı maddi ve manevi zararlardan yapıyı yapan inşaat müteahhidinin, statik proje sorumlusunun, şantiye şefinin, inşaat mühendisinin, mimarın, yapı denetim şirketi yetkililerinin ve fenni mesulün sorumluluğu gündeme gelecektir. Açılacak davalarda yapılacak incelemelerde bu kişilerin sorumluluğu ve kusur durumları her bir bina bakımından araştırılacaktır.

Deprem esnasında taşınmazlarda kiracı olarak bulunan ve zarar gören depremzedeler, kendi kira sözleşmeleri bakımından kiraya verenlerinin binanın ayıplı olmasından dolayı kusuru olması halinde kiraya verenlere karşı da dava açabilir.

Deprem esnasında taşınmazlarda misafir olan ya da konaklama tesisinde konaklayan depremzedeler, bu binaların yapımından sorumlu olan yukarıda sayılan kişiler ile binanın ayıplı olmasından dolayı kusuru olması halinde konaklama tesislerine karşı da dava açabilir.

Hukuka aykırı olarak ruhsat verilen veya gerekli denetimlerin gerçekleştirilmediği binalarda idarenin sorumluluğu da gündeme gelecektir. Ortaya çıkan zararlar açısından idari yargı yoluna da başvurmak mümkündür. Bu kapsamda da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ilgili belediyeler ve AFAD’a karşı idare mahkemelerinde dava açılabilir.

Ayrıca yukarıda sayılanlar dışında kamuoyunda çokça görüldüğü üzere bina inşa edildikten sonra binanın ana yapısındaki kolonları kesen, kirişlere zarar veren veya taşınmazın ana unsurlarında hasara sebep olan işlemleri gerçekleştiren kişi veya kişiler tespit edilirse bu kişilere karşı da dava açılabilir.

Kimlerin Dava Açma Hakkı Bulunmaktadır?

Depremden kaynaklanan zararlarda depremzede olarak sıfatınız değişmekle birlikte yukarıda bahsi geçen kişilere karşı dava açılması mümkündür. Bu kapsamda;

  • Zarar gören taşınmazın maliki iseniz ayıp hükümleri, haksız fiil hükümleri ve idarenin sorumluluğu çerçevesinde,
  • Zarar gören taşınmazda kiracı iseniz ayıba karşı tekeffül ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde,
  • Zarar gören taşınmazda misafir iseniz ya da konaklama tesisinde iseniz haksız fiil hükümleri çerçevesinde,

Dava açma hakkınız bulunmaktadır.

Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

Depremden dolayı zarar gören depremzedeler yıkılan veya hasar alan taşınmazları dolayısıyla uğramış oldukları maddi zararları, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar gibi bedeni zararları ile manevi olarak uğramış oldukları zararları talep edebilir.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Haksız fiil çerçevesinde sorumluluğa ilişkin dava açma süresi haksız fiilin gerçekleşme tarihinden itibaren 2 yıl ve herhalde 10 yıldır. Depremzede söz konusu davada kusuru ispat etmekle yükümlüdür. Ayıp hükümleri çerçevesinde açılacak davalarda da ayıp bildirimlerinin vakit geçirilmeden yapılmasına da dikkat edilerek gerekli süreçlerin yürütülmesi gerekmektedir.

11/02/2023 Tarihli 32101 Sayılı Mükerrer Resmî Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile olağanüstü hal (OHAL) ilan edilen illerde geçerli olmak üzere hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin 06 Şubat 2023 tarihinden (bu tarih dahil), 06 Nisan 2023 tarihine kadar (bu tarih dahil) durdurulmasına karar verildiği de unutulmamalıdır.

DEPREMDE ZARAR GÖREN MOTORLU TAŞITLARIN ZARARLARININ KARŞILANMASINA İLİŞKİN HUSUSLAR

Genel Olarak

Depremden kaynaklı olarak araçlarda meydana gelen zararların karşılanabilmesi için araçlar için yapılan ve halk arasında “kasko” olarak bilinen sigortanın mevcut olması gerekmektedir. Türkiye sınırları içerisinde faaliyet gösteren herhangi bir sigorta şirketinden yapılan kasko sigortası ile depremzedenin aracında meydana gelen zararın karşılanması mümkündür.

Poliçenin Hükümlerine Göre Zararın Karşılanacağı Durumlar

Kasko sigortası ile zararın karşılanabilmesi için söz konusu kasko poliçesinde depremden kaynaklanan zararların karşılanacağına ilişkin hüküm bulunması gerekir. Aksi takdirde sigorta şirketi ödeme yapmaktan imtina edebilir. Uygulamada “Genişletilmiş Kasko” adı altında sunulan ürünlerde genellikle deprem kaynaklı zararların teminat kapsamına alındığı görülmektedir.

İhbar Süreci

Sigortalının depremzedenin, depremden kaynaklanan araç hasarlarında mutlaka ilgili sigorta şirketine ihbarda bulunmak durumundadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 1446’ncı maddesi uyarınca bu ihbar rizikonun (diğer bir deyişle sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmasını gerektiren olayın) gerçekleştiği öğrenilince gecikmeksizin gerçekleştirilmelidir. Burada ihbar yükümlülüğü sigortalıya yüklenmiş olup, ihbar yükümlülüğüne aykırı davranışlardan kaynaklanacak sonuçlardan da sigortalı kusuru oranında sorumlu olacaktır.

DASK KAPSAMINDA YÜRÜTÜLECEK SÜREÇLER VE TALEP EDİLEBİLECEK HUSUSLAR

İhbar Süreci

Bilindiği üzere doğal afetlerden kaynaklanan rizikoların tazmini amacıyla Türkiye’de Doğal Afet Sigortaları Kurumu (“DASK”) faaliyet göstermektedir. Bu kapsamda depremde zarar gören taşınmazların geçerli bir deprem sigortası olması halinde hasar ihbarlarını DASK’a yapmaları gerekmektedir.

Söz konusu ihbar DASK’ın internet sitesi üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Bunun için https://dask.gov.tr/tr/hasar-ihbari adresinde yer alan formun gerekli bilgileri içerecek şekilde doldurulması gerekmektedir. Ayrıca Alo DASK 125 hattından, DASK adına poliçe düzenleyen şirketleri veya acenteleri aracılığıyla ya da e-Devlet üzerinden söz konusu ihbarlar yapılabilir.

Zorunlu Deprem Sigortası Kapsamında Yapılan Ödeme Kalemleri

DASK’ın en bilinen deprem sigortası ise “Zorunlu Deprem Sigortası” ürünüdür. Zorunlu Deprem Sigortası ile depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararları, poliçenizde belirtilmiş limitler dahilinde nakit olarak karşılar. Binanız tamamen ya da kısmi olarak zarar görmüş olsa da teminat altındadır. Aşağıda belirtilen bina bölümleri, bir arada ya da ayrı ayrı teminat kapsamındadır:

  • Temeller
  • Ana duvarlar
  • Bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar
  • Bahçe duvarları
  • İstinat duvarları
  • Tavan ve tabanlar
  • Merdivenler
  • Asansörler
  • Sahanlıklar
  • Koridorlar
  • Çatılar
  • Bacalar
  • Yapının yukarıdakilerle benzer nitelikteki tamamlayıcı bölümleri.

Zorunlu Deprem Sigortası Kapsamında Karşılanmayan Zararlar

Bununla beraber Zorunlu Deprem Sigortası aşağıdaki durumlarda oluşacak zararları karşılamamaktadır:

  • Enkaz kaldırma masrafları
  • Kar kaybı
  • İş durması
  • Kira mahrumiyeti
  • Alternatif ikametgâh ve işyeri masrafları
  • Mali sorumluluklar ve benzeri başkaca ileri sürülebilecek diğer bütün dolaylı zararlar
  • Her türlü taşınır mal, eşya ve benzerleri
  • Tüm bedeni zararlar ve vefat
  • Manevi tazminat talepleri
  • Deprem ve deprem sonucu oluşan yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının dışında kalan hasarlar
  • Depremden bağımsız olarak, binanın kendi kusurlu yapısı nedeniyle zamanla oluşmuş zararlar

Sürecin İşleyişi

Sigortalı tarafından yapılacak ihbarın ardından Hasar tespit işlemleri, DASK adına görevlendirilen bağımsız hasar tespit görevlileri tarafından yerine getirilir. Bu tespitlerin sonucunda belirlenen tazminat ödemeleri de doğrudan DASK tarafından yapılır.

Hatırlatmak isteriz ki tespit işlemlerinizin yetkilendirilmiş hasar tespit görevlileri tarafından yapılması, teminatınızın işleyişi açısından önemlidir. Hasar tespiti görevlilerine olay yerinde yapacakları incelemelerde her türlü kolaylığın ve bilginin sağlanması, tazminat sürecini de hızlandırır.

Zorunlu Deprem Sigortası tazminatının hesaplanmasında, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, binanın yeniden inşasının mevcut piyasa koşullarındaki güncel maliyeti esas alınır.

Bununla beraber sigorta tazminatı, hiçbir durumda poliçede tanımlanmış sigorta bedelinden fazla olamaz. Her bir hasarda, sigorta bedelinin %2’si oranında “tenzili muafiyet” uygulanır.

Mevcut uygulamada, doğrudan sigortalı tarafından ya da yetkili sigorta şirketleri aracılığıyla yapılan hasar ihbarları, DASK tarafından değerlendirilerek hasar dosyası açılır ve hasarın tespiti için hasar tespit görevlileri atanır.

Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenen tazminat tutarı, ilgili hak sahibine kısa mesaj olarak gönderilen şifreler aracılığı ile vatandaşlık numaralarını kullanarak herhangi bir Vakıfbank şubesinden alınabilmektedir.

HAK SAHİPLİĞİNE İLİŞKİN YÜRÜTÜLECEK SÜREÇLER VE TALEP EDİLEBİLECEK HUSUSLAR

Genel Olarak

7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ile hak sahipliği müessesesi düzenlenmiştir.

Kanunun 29. Maddesi uyarınca;

Yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir.”

Buna göre; yapılacak işlemlere esas olmak üzere İmar ve İskan Bakanlığınca kurulacak fen kurulları tarafından, afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu tesisleri incelenerek, hasar tespit raporu düzenlenir. (Madde 13) Hasar tespit raporlarında binalar hakkında “hasarsız”, “az hasarlı”, “orta hasarlı” veya “ağır hasarlı” olmak üzere teknik rapor düzenlenir. Bu raporlar “askıya çıkarılarak” ilan edilir.

Yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir ve hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir. İtiraz üzerine yetkili heyet tarafından aynı taşınmaz tekrar incelenerek “kesin hasar oranı” tespit edilir ve bu doğrultuda rapor düzenlenir.

Açılabilecek Davalar                          

“Hasarsız” veya “az hasarlı” olarak tespitin kesinleşmesi üzerine bu taşınmaz sahiplerinin “hak sahibi olmadıklarına” karar verilir. Bu tespitin hatalı olduğunu düşünen afetzedeler “hak sahibi sayılmama” işlemine karşı idare mahkemesinde dava açabilir.

Orta hasarlı tespitin kesinleşmesi üzerine bu taşınmaz sahipleri onarım ve güçlendirme kredisi yönünden hak sahibi sayılır ancak konut ve işyeri tahsisi yönünden hak sahibi olamazlar. Bu tespitin hatalı olduğunu düşünen afetzedeler de bu işleme karşı idare mahkemesinde dava açabilmektedir. Açılacak bu davada taşınmazın durumuna göre az hasarlı veya ağır hasarlı olduğu iddia edilebilecektir. “Orta hasarlı” taşınmazlar güçlendirilme yapılmadan kullanılamazlar.

“Ağır hasarlı” tespitin kesinleşmesi üzerine bu taşınmaz sahipleri hak sahibi sayılırlar. Bu taşınmazların yıkımına karar verilir. Yıkım kararının dayanağı ağır hasar tespiti olduğu için taşınmazlarının yıkılmasını istemeyen ve tespitin hatalı olduğunu düşünen vatandaşlar da “hak sahipliği” kararına karşı dava açabilirler.

Sonuç olarak; hasar tespit çalışmalarından sonra taşınmazın hasar durumuna ve afetzedelerin talep ve gözlemlerine göre konut ve işyeri yönünden hak sahibi olup, faizsiz uzun vadeli geri ödemelerle deprem konutu ve işyeri sahibi olunabileceği gibi binalarının hasarsız olduğunu düşünenler mevcut taşınmazının yıkılmasını önlemek amacıyla da dava açabileceklerdir.

DEPREM SONUCUNDA UĞRANILAN CAN VE MAL KAYIPLARINA İLİŞKİN CEZAİ SORUMLULUK

Ülkemizde 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen deprem felaketinde çok sayıda bina yıkılmış veya hasar görmüş aynı zamanda can ve mal kayıpları yaşanmıştır. Birçok vatandaşımız hayatını kaybetmiş, yaralanmış ve maddi ve manevi zarara uğramıştır. Her ne kadar kaybedilen hayatların telafisi mümkün olma da kusurlu davranışları, ihmalleri sonucunda can ve mal kayıplarına sebebiyet veren kişilerin tespit edilerek cezalandırılması gerekmektedir.

Kusurluluk Açısından Değerlendirme

Ceza hukukunda suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi temel ilkelerdendir. Ceza sorumluluğunun doğması için ise kusur esastır. Buna göre asıl sübjektif kusur kast, istisnası ise kanun koyucu tarafından gösterildiği sürece taksirdir. Ceza hukukunda kusursuz sorumluluk kabul edilmemektedir. Bu bağlamda ceza sorumluluğunun doğabilmesi için, kast veya taksir derecesinde sübjektif sorumluluğun ve binanın yıkılması ile arasında illiyet bağının varlığı şarttır. Failin hangi manevi unsur ile hareket ettiğinin ise somut olayın özelliklerine göre tespit edilmesi gerekmektedir.

Kimler Sorumludur?

Meydana gelen can ve mal kayıplarından uygun ve kaliteli malzeme kullanmayan veya çeşitli sebeplerle binaların yapımında ihmalleri tespit edilen müteahhitlerin ve inşaat şirketlerinin, ihmalleri varsa arsa sahiplerinin, binada kolonları keserek zarar veren kişilerin, imar planını deprem bölgesinin özelliklerini dikkate almadan hazırlayan, deprem bölgelerinde çarpık kentleşmeye, yüksek binaların inşasına izin veren belediyenin ve karar mercilerinin, yapıların kullanıma açılmasına izin verilmesinde rolü olan, gerekli ve usulüne uygun denetimi yapmayan, gerçeğe aykırı denetim raporu hazırlayan denetim firmalarının sorumluluğu gündeme gelecektir.

Bu süreçte fail ya da faillerin tespit edilerek cezalandırılması için Cumhuriyet Savcıları tarafından re’sen soruşturma başlatılmalı, aynı zamanda mağdurlar tarafından gerekli şikayetler yapılarak hukuki prosedür işletilmelidir. Bu süreçte delillerin kaybolmadan ve karartılmadan toplanması önem arz etmektedir. Şüpheliler hakkında yürütülen soruşturma dosyalarında ifadeleri alınmalı, haklarında kanunda yer alan şartların bulunması durumunda, adli kontrol tedbiri uygulanarak yurt dışına çıkmaları engellenmeli, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirmesi konusunda kuvvetli şüphenin bulunması halinde tutuklanmalıdır.

Açıklanan sebeplerle ivedilikte hukuki süreç işletilmeli, öncelikle hak kaybına uğranmaması adına ve delillerin kaybolmaması için yıkılan binaların enkazları kaldırılmadan Cumhuriyet savcıları tarafından veya delil tespiti yoluyla, kolon ve kirişlerden örnekler alınarak, tüm deliller ve bulgular toplanmalıdır. Bu bağlamda depremde yıkılan yapıları inşa eden ve denetiminden sorumlu olan kişilerin tespit edilerek gerekli soruşturma ve kovuşturma sürecinin sonunda subjektif sorumluluk ve illiyet bağının varlığı halinde cezalandırılması söz konusu olacaktır.

Müteahhit ve İnşaat Şirketlerinin Sorumluluğu Açısından Değerlendirme

Bir yapı inşa edilirken imar planına uygun şekilde, ilgili deprem mevzuatına, yapının inşa edildiği bölgenin coğrafi koşullarına ve yapısına uygun olacak şekilde, aynı zamanda uygun, kaliteli ve yeterli miktarda malzeme ve işin ehli kişilerin çalıştırılarak kaliteli işçilik ile gerekli özen gösterilerek inşa edilmesi gerekmektedir. Yapılar, İmar Kanununa, Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara uygun yapılmalıdır.

Müteahhit işin uzmanı ve ehli olması sebebiyle mevzuata aykırı şekilde yapı inşa ettiğinde olası bir deprem afetinin yaşanması durumunda, yapının yıkılabileceğini, can ve mal kayıplarına sebebiyet verebileceğini öngörebilmektedir. Ülkemizin koşulları düşünüldüğünde; aktif deprem kuşağında yer aldığı, iki büyük fay hattının bulunduğu ve deprem riskinde yaşadığımız, uzmanların sürekli beklenen depremlerle ilgili uyarı yaptığı düşünüldüğünde müteahhitlerin veya denetim yetkisini haiz olan kişiler bakımından depremin öngörülebilir olmadığını söylemek mümkün değildir. Kaldı ki; Ülkemizde sık sık depremler yaşanmakta ve çok üzücü sonuçlarla karşılaşmaktayız.

Deprem sonrası oluşan enkazlara bakıldığında yapılarda kalitesiz malzeme kullanıldığı, kolonların sağlam yapılmadığı ve hatta kesildiği, yapının inşası esnasında kullanılan betonların, demirlerin yetersiz miktarda kullanıldığı gibi sorunlar ilk bakışta göze çarpmaktadır. Aynı zamanda çok sayıda binanın kolonlarının kesildiği de görülmektedir. Bu durumda; kolonların kesilmesi neticesinde meydana gelen can ve mal kayıplarında kolonları kesen failler ya da binayı yapanların sorumluluğu doğmaktadır. Zira bu şekilde meydana gelen ölüm ve kayıplar da netice bakımından öngörülebilmektedir. Dolayısıyla cezalandırılmaları gerekmektedir.

Bu durumda ilgili mevzuata aykırı şekilde, kalitesiz malzeme ve işçilik ile inşa edilen ve hatta ilanlarda deprem mevzuatına uygun şekilde inşa edildiği şeklinde yanıltıcı reklamlar veren müteahhit ve inşaat şirketlerinin meydana gelen can ve mal kayıplarından sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sebeple somut olayın özelliklerine göre müteahhidin ve inşaat şirketlerinin olası kast, bilinçli taksir, basit taksirle öldürme suçlarından cezai sorumluluğuna gidilebilecektir.

Arsa Sahibinin Sorumluluğu Açısından Değerlendirme

Müteahhit ile birlikte arsa sahibinin de ihmalinin olduğu ya da inşaatta kullanılacak malzemenin arsa sahibi tarafından karşılandığı durumda, arsa sahibinin de sorumluluğu gündeme gelecektir. Somut olayın özelliklerine göre arsa sahibinin cezai sorumluluğa gidilmesi mümkündür.

Yapı Denetim Kuruluşlarının Sorumluluğu Açısından Değerlendirme

Yapı denetim kuruluşu, bir inşaatın başlangıcından bitimine kadarki süreçte arsa sahibi adına inşa faaliyetlerini ve dolayısıyla müteahhidi denetleyen kuruluşlardır. Bu kuruluşların denetimi eksik yapması ya da hiç yapmaması gibi durumlarda yapı denetim kuruluşunun denetlenen binadaki aksaklıkları ve mevzuata aykırılıkları tespit etmek yükümlülüğüne aykırı hareketi sebebiyle cezai sorumluluğu doğmaktadır. Yapı denetim kuruluşunun mevzuata aykırılıkları bilmesine rağmen göz ardı ettiği, eksik inceleme ve denetim yaptığı, gerçeğe aykırı şekilde binanın mevzuata uygun olduğuna dair rapor verdiği durumlarda olursa olsun motivasyonuyla hareket ettiği, binanın yıkılmasına kayıtsız kaldığı, dolayısıyla olası kast ile hareket ettiği söylenebilecektir. Bu sebeple yapı denetim kuruluşlarının cezai sorumluluğuna gidilmesi mümkündür.

Belediyelerin Sorumluluğu Açısından Değerlendirme

Deprem mevzuatına uygun olmayan yapılara yapı ruhsatı veren belediyenin de cezai sorumluluğu gündeme gelecektir. Deprem bölgesinde imar planını deprem bölgelerine uygun şekilde hazırlanmayan, çarpık kentleşmeye, uygun olmayan şekilde yüksek binaların inşasına izin veren, uzmanların uyarı ve tavsiyelerini dikkate almayan belediyenin karar organlarının cezai sorumluluğu mevcuttur.

Örneğin yapı ruhsatını düzenleyen, ruhsatı kontrol eden ve yapı kullanma izin belgesini tetkik eden kişiler gibi süreçte görev ve sorumluluğu olan kişileri tespit edilerek cezalandırılması gerekmektedir. Bu durumda somut olayın özellikleri kapsamında değerlendirme yapılmakla birlikte bilinçli taksirle öldürme suçunun yanı sıra bu kişiler yönünden görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılması da söz konusu olacaktır.

İmar Barışı Açısından Değerlendirme

İmar barışı kapsamında, asgari güvenlik koşulları taşımayan ve can güvenliği bakımından yapı standartlarına aykırı olan binalara yapı kayıt belgesi veren kişi ve kurumlar bakımından ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.

Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 9. Maddesinde;

“Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı ve yapının fen ve sanat norm ve standartlarına aykırılığı hususu yapı malikinin sorumluluğundadır.”düzenlemesi mevcuttur.

Deprem riskinde bulunan bölgede, denetim ve inceleme yapılmaksızın, yapıların kullanılmasına izin verilmesi halinde, bu izni veren idarenin sorumlu olacağı, kanunu tatbik etmekle yükümlü olan memurun sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, yukarıda yer alan 9. maddede depreme dayanıklılık bakımından yapı malikine sorumluluk yüklense de, bu sorumluluğun ceza sorumluluğu bakımından sonuç doğurmadığı düşünülmektedir.

Örneğin Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27/12/2022 tarihli 220/2133 E. 2022/10714 K. sayılı kararı uyarınca; kalitesiz malzeme kullanımının, binanın depremde yıkılmasında etkili olduğu olayda, taahhütnameyi veren fenni mühendis, inşaat ustası, bina sahibi ve müteahhit bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan sorumlu tutulmuştur.

Sonuç olarak; somut olayın özellikleri kapsamında, kusurluluğu ve ceza sorumluluğunu kaldıran hal olmadığı sürece, yapının yıkılmasında, kişilerin can ve mal kaybına uğramasında objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan, olası kast, bilinçli taksir, basit taksir ile hareket eden ve arada uygun illiyet bağı bulunan kişilerin cezai sorumluluğu bulunmaktadır.

Faillerin tespit edilerek cezalandırılması için bu kişiler hakkında gecikmeksizin suç duyurusunda bulunulmalı, delillerin toplanması için delil tespiti yaptırılmalıdır.